Reklam
Ana Sayfa Blog Sayfa 5

Arg-e Tebriz

0

Tebrizdeki en önemli tarihi eser Tebriz kalesidir (Arg-e Tabriz). Bu kale, tamamı tuğla ile örülmüş bir yapıdadır. Aslen, 500 yıl kadar önce yıkılmış olan bir caminin yerine yapılmıştır. Kalenin bir adı da eski caminin adına gönderme yapılarak Mescid-i Alişah – Alişah Camisidir. Kalenin içinde sadece çok yıkık bir haldeki mihrap görülebilir. Yüksek surların bir zamanlar idam cezalarının infaz edilmesinde kullanıldığı söylenir.

Tebriz Sayfası

Ateşgede – Zerdüşt Tapınağı

Yezd şehrindeki Ateşgede – Zerdüşt Tapınağı, Zerdüşt dininin en önemli ateş tapınaklarından biridir. Ayetullah Kaşhani caddesinin doğu kısmında bulunur.

Binanın içindeki küçük müzedeki kutsal ateş, 470 yılından beri hiç sönmeden yakılmaktadır. Görevli rahipler, badem veya kayısı odunları ile ateşi beslemekte ve 24 saat süreyle hiç sönmeden yanmasını sağlamaktadırlar. Bu ateş Yezd’e Ardakan’daki orijinal yerinden 1940 yılında nakledilmiştir. Müzedeki tablolarda Zerdüştün büyük boy temsili bir portresi dikkat çeker. Duvarlarda Zerdüştlerin kutsal kitabı olan Avesta’dan bazı ayetler ve ıngilizce açıklamaları ile birlikte yer almaktadır.

Binanın dış girişinde Zerdüştlerin kuş-adam sembolünü görebilirsiniz. Bu sembolde kuş-adamın bir elinde sadakat anlamına gelen yüzük vardır. Öbür eli saygı ifade etmektedir. Üç katlı tüyleri olan kanatları, düşüncede, sözlerde ve davranışlarda saf olmayı öğütleyen Zerdüşt inancını yansıtmaktadır. Binanın mimari yapısı Hindistan’daki Zerdüşt tapınaklarıyla benzerlikler taşır.

Ana binanın yan tarafında Zerdüşt kültürüne ait çeşitli panolar, fotoğraflar ve ürünler sergileniyor. Aynı binanın alt katında günümüz Zerdüşt toplumuna ait çeşitli fotoğraflar da ilginç. Gene alt katta bir su deposuna bağlantı yapılan tünel görülebilir.

Yezd Sayfası

Humeyni Dönemi

0

Ayetullah Humeyni

1902’de kü­çük bir köy­de do­ğan Hu­mey­ni; din­ bi­lim, fel­se­fe ve hu­kuk eği­ti­mi­ni kut­sal şe­hir olan Kum’da al­mış­tı. Şah re­ji­mi­ne açık­ça kar­şı çık­maya başladığında artık İran’da kal­amazdı. Ön­ce Tür­ki­ye’ye gel­di ve iki se­ne ka­dar Bur­sa’da kal­dı. Da­ha son­ra Fran­sa­’ya sürgüne git­ti. 1 Şu­bat 1979’da İran’a ge­ri dön­dü. İs­la­mi tu­tu­cu­luk­la mil­li­yet­çi­li­ği bir­leş­ti­ren ide­al­le­ri, gö­rüş­le­ri­nin te­mel­le­ri­ni oluş­tu­ru­yor­du.

İran’da­ki İs­lam Dev­ri­mi, Hz. Mu­ham­med’den bu ya­na ilk kez ger­çek an­lam­da bir İs­la­mi dev­le­tin oluş­ma­sı an­la­mı­na ge­li­yor­du. An­cak, bu dev­rim­de de çok kan dö­kül­dü. Şah’ı de­vir­mek­te it­ti­fak için­de olan “Halkın Fe­da­yi­le­ri” ve “Hal­kın Mü­ca­hit­le­ri” gi­bi sol­cu grup­lar ya­sa­dı­şı ilan edil­di, bü­yük bir şid­det­le da­ğı­tı­la­rak ta­raf­tar­la­rı he­men idam edil­diler. Ül­ke­de du­rum bir ara kon­trolden çık­tı ve iç sa­vaşın eşi­ği­ne ka­dar gel­di.

İran İslami hareketi 10 şubat 1979’da kesin zafere ulaştı. 1980’de yapılan referandumda İran halkı yüzde 97 oranındaki “evet” oyuyla devrimi desteklediğini göstermiş oldu.

Türkiye, İran İslam devrimini ilk tanıyanlardan oldu. Bu tanımada, Türkiye ile İran arasındaki geleneksel dostluğun etkisi olmakla birlikte, soğuk savaş koşullarının sürdüğü, Sovyetler Birliğinin bölgedeki etkinliğinin kırılması hedefi ve yeni rejimin Moskova karşıtı tutumu bunda daha temel rol oynamış sayılabilir.

Daha sonra, İran ile ABD ara­sın­da çok be­lir­gin bir düş­man­lı­ğın to­hum­la­rı atıl­ma­ya baş­la­dı. Bu­nun ilk ne­de­ni, Ame­ri­ka’nın İran tarafından tan­rı­ta­nı­maz bir kül­tü­rün tem­sil­ci­si olarak görünmesi, ikin­ci ne­de­ni ise ABD’nin dev­rik Şah re­ji­mi­ni ve da­ha son­ra İran-Irak sa­va­şın­da Irak’ı so­nu­na ka­dar des­tek­le­miş ol­ma­sı sa­yı­la­bi­lir. Humeyni’nin Türkiye’nin Laik devlet yapısını kendi rejimi açısından tehdit olarak görmeye başlaması ile İran – Türkiye ilişkilerinde her iki tarafta da temkinli bir yaklaşımın varolduğu söylenebilir.

Ülkedeki baskıcı rejimden kaçan bir milyona yakın İranlı, Türkiye üzerinden geçerek batılı ülkelere sığınma talebinde bulunmaya başlamış, bu da iki ülke ilişkileri arasında tatsızlık konusu olmuştur.

1979’un Kasım’ında Tah­ran’da­ki Ame­ri­kan el­çi­li­ği, üni­ver­si­te öğ­ren­ci­si ol­du­ğu söy­le­nen ki­şi­ler ta­ra­fın­dan ba­sı­la­rak bu­ra­da­ki 52 ki­şi re­hin alın­dı. Öğ­ren­ci­ler, re­hi­ne­le­rin ser­best bı­ra­kıl­ma­sı kar­şı­lı­ğın­da sür­gün­de­ki Şah’ın ken­di­le­ri­ne tes­lim edil­me­si­ni is­te­di­ler. Bu re­hi­ne­ler (İran­lı­la­ra gö­re ca­sus­lar) 444 gün sü­rey­le bu­ra­da tu­tul­du. Baş­kan Car­ter’ın Ni­san 1980’de uy­gu­la­dı­ğı ba­şa­rı­sız kur­tar­ma ope­ras­yo­nu so­nu­cun­da İran – ABD iliş­ki­le­ri ta­ma­men ke­sil­di.

Da­ha son­ra Hiz­bul­lah gi­bi İran des­tek­li grup­lar; Lüb­nan’da ser­gi­le­nen re­hin al­ma­la­rı, 241 Ame­ri­kan de­niz­ci­si­nin kat­ledilmesi ve Ame­ri­kan el­çi­li­ği­ne kam­yon – bom­ba sal­dı­rı­sı gi­bi te­rö­rist ey­lem­ler­de bu­lun­du­lar.

Ana Sayfa

Azerbeycan Müzesi

0

Tebriz’deki Azerbaycan Müzesi de görülmeye değer yerler arasındadır. 1957 yılında yapılmış ve daha sonra 1962 yılında yenilenmiştir. Müzede bulunan Etnolojik eserler bölümünde bölgede yaşayan çeşitli göçebelerin ve kabilelerin giysilerinden, eşyalarından örnekler vardır. Arkeolojik eserler bölümünde 4 bin yıldan öncesine kadar giden çeşitli tarihi buluntular sergileniyor. Anayasal Devrim bölümünde ise Tebrizin yakın tarihine ait siyasi olaylardan fotoğraflar ve belgeler görülebilir.

Tebriz Sayfası

Su Müzesi

0

Yezd’deki Su Müzesi’nde şehrin merkezinden geçen bir Qanat yapısının orijinal halini görebilirsiniz. Müzenin girişinden merdivenle yer altına inmeye başladığınızda yukardaki kuru havanın yerini rutubetli bir havaya bıraktığını ve ortamın serinlemeye başladığını hissedeceksiniz. Müzedeki orjinal Qanat 50 metre kadar derinlikte bulunuyor. Ayrıca qanat yapımında kullanılan aletler, eski Qanat yollarını gösteren haritalar gibi bilgiler sergilenmiş.

İranlılar içme suyu ve sulama suyunu taşımak için yaptıkları “Qanat” adı verilen yeraltı kanallarını iki bin yıldan beri kullanıyorlar. Bir Qanat inşa etmek için öncelikle bir yeraltı su kaynağı bulmak gerekiyor. Bu da yerin yaklaşık 100 metre kadar altında bulunuyor. Kaynaktan suyu yukarıya doğru kendi kendine çıkartabilmek için çok hafif eğim verilen ve bazen çok uzun yollardan dolaşan tünellerin yapılması gerekiyor.

İran’da toplam 50 bin kadar Qanat yapısının bulunduğu tahmin ediliyor.

Yezd Sayfası

Yezd Cuma Camii

Diğer adı Cuma Mescidi olan Yezd Cuma Camii, değişik dönemlerin ve stillerin uygulandığı ilginç bir yapıdır. 1365 yılında yapılmıştır. Minarelerinin 48 metrelik yüksekliği ile İran’daki bütün camiler arasında birinci gelir. Bu minareler, tümüyle mavi çinilerle ve olağanüstü güzel motiflerle kaplıdır. Bu mavi renk, çevredeki çölün rengi ve Yezd şehrindeki binaların renkleri arasında ilginç bir kontrast oluşturmaktadır. Caminin içinde uzun ve geniş bir bahçeyle ulaşılan bir tek eyvan bulunur. Bu eyvandaki üzeri mozaik fayansla kaplı kubbe, kendi türünün en güzellerinden biridir. Mihrap da fayans mozayik kaplıdır.

Caminin eskiyen ve kırılan çini işlemeleri yakın zamanda restore edilmiştir. Camide modern bir kütüphane kurulmuştur. Caminin çok değerli el yazmaları burada sergilenmektedir.

Eski dönemlerde bu caminin yerinde bir Zerdüşt tapınağının bulunduğu ve sonradan camiye çevrildiği söylenmektedir.

     ZARCH QANAT    

Bahçede Zarch Qanat isimli bir Qanat yapısı vardır. Kapısı genelde kilitli tutuluyor ama görevliden isterseniz kapıyı açıp size gezdiriyorlar.

Bu Qanat 80 km. Uzunluğundadır ve ana kuyusu 90 metre derinliktedir. 80 km. uzaklıktan Yezd şehrine kadar gelmesi icin binden fazla havalandırma bacası açılmıştır. Ekteki fotoğraf bunu gösteriyor.

Qanat
Çölde peşpeşe açılmış kuyular Qanat yapısının gittiği yeri gösteriyor.

Qanatın yaşının 700 yıldan fazla olduğu biliniyor. Tarihsel kayıtlarda çeşitli işgalci güçlerin Yezd şehrindeki su kaynaklarını engelledikleri ama bir tek Zarch qanatini bulamadıklarini ve bu sayede halkın suya erişebildiğini gösteriyor.

Mescid Jame bahçesindeki Payab (su ayağı) ile Qanat yapısına ulaşan kanal, 1480 yılından kalmadır.

Caminin minarelerinde cuma günleri bir tür çöpçatanlık uygulaması yapılır. Bekar kadınlar çarşaflarına asma kilit takılı olduğu halde caminin minaresine çıkar. Kilidin anahtarını bahçedekilere fırlatır. Anahtarı alan erkek kilidi açar ve kadına bir tatlı ısmarlar. Yaygın inanışa göre bu tanışmanın uğurlu bir yanı vardır ve bu çift büyük ihtimalle evlenir.

Yezd Sayfası

Bagh-e Devlet Abad

0
Yazd
iran

Bagh-e Devlet Abad, 1750 yılında Zend’li Kerim Han tarafından konak olarak yapılmıştır. Güzel düzenlenmiş bir bahçenin içinde estetik özellikli bir binadan oluşur. Binanın içindeki olağanüstü güzellikte kafes işi kaplamalar ve vitraylarla yapılmış dekorlar dikkat çekicidir. 33 metre yüksekliğindeki dev “Badgir”, Yezd’deki benzerleri arasında en büyüğüdür.

Yezd Sayfası

12 İmam Türbesi

Yezd şehrindeki en eski yapılardan birisi olan 12 İmam Türbesi’nin yapımına 1036 yılında Kakuyid dönemi komutanları tarafından başlanmıştır. Daha sonraları Selçuklular döneminde yapı, çeşitli eklemelerle geliştirilmiştir. Ana yapı, hemen yanındaki Hüseyniye ve İskenderin Zindanı ile bir kompleks oluşturmaktadır.

Yapının yuvarlak kubbesine ulaşabilmek için 12 küçük kubbenin yapılmış olması ile burası 12 İmamın temsili cenaze töreninin kılınmasına sebep oluşturduğu düşünülmektedir.

Yapının içinde geleneksel mukarnas işleri tuğla işçiliği ile oluşturulmuştur. Kubbeye doğru gidildikçe Kufi hattıyla yazılmış yazılar çiçek ve geometrik süslere dönüşmektedir, bu yönüyle eşsizdir.

14. Yüzyılda yapının içine Fakhreddin Esfajaroudi isimli bir zatın mozolesi koyulmuştur.

Halk arasında ve çeşitli turizm broşürlerinde “Devazdeh Emam” şeklinde Farsça olarak da isimlendirilmektedir.

Yezd Sayfası

Emir Çakmak Kompleksi

0

14. yüzyıldan kalma olan Emir Çakmak Kompleksi, Yezd kentinin sembolü gibidir. Bazaarın hemen yanındaki, ön yüzündeki bir çok küçük kubbe ve kemerleriyle heybetli bir yapıdır. Giriş kapısının tavanındaki hat yazıları çok estetiktir. Binayı yaptiran kişi eski vali Emir Celaleddin Çakmak’ın eşi Bibi Fatima Hatun’dur. Binadaki mihrap bölümü mermerden yapılmış, ve etrafına dekoratif çinilerle Kur’an-ı Kerimden ayetler işlenmiştir.

Kompleksin geniş avlusunda her yıl Aşure gününde “Taziye” isimli geleneksel yas tutma törenleri yapılır. Bilindiği gibi, üçüncü İmam olan İmam Hüseyin, Muharrem ayının 10. gününde şehit edilmiştir, bu olayın yası her yıl bu dönemde tutulur. Kompleksin önünde yaklaşık 10 metre yüksekliğinde ve ağaçtan yapılma bir araç göreceksiniz. Bu aracın ismi “Nakhl”dır. Bu kocaman araç, İmam Hüseyin’in tabutunu sembolize etmektedir ve kocaman bir palmiye yaprağı şeklinde yapılmıştır. Tören günü aracın yan yüzleri yas tutulduğunu göstermek üzere siyah örtülerle kaplanır. Nakhl aracını süslemek için kınından çıkarılmış kılıçlar, hançerler, kamalar ve aynalar, meyveler, gelin telleri, ve renkli ipek peçeteler aracın her iki yönüne asılır. Törenlerde ağıtlar yakılır, derin duygular yaşanır, birçok kişi ağlar. Nakhl aracı üç tur dolaştırıldıktan sonra meydanın bir köşesine konur. Bir yıl sonraki törene kadar orada duracaktır.

Giriş kapısının yanındaki küçük girişten merdivenle inilen yerde Qanat yapısı görülebilir.

emir Cakmak
Emir Çakmak kompleksinin gece görüntüsü

Emir Çakmak Camii
Emir Çakmak kompleksinin hemen yanındadır. Mescid-e Nou (Yeni Cami) ismiyle de bilinir. Isminin “Yeni” olduğuna bakmayın, geçmişi Timur dönemine kadar gider. Cuma Mescidi ile aynı dönemde 15. yüzyılda yapılmıştır. Geleneksel 4 eyvanı küçük avluya biraz sıkıştırılmış gibidir. Cami içindeki mihrap mermerden yapılıdır ve çevresinde çini işleme ile Kuran’dan sureler yazılmıştır.

Yezd Sayfası

Dakhme – Sessizlik Kulesi

Zerdüşt inancına göre, yeryüzünün ve toprağın temiz kalabilmesi için ölü bedenleri gömmek veya yakmak yerine kulelerde vahşi hayvanların yemelerine terk etmek gerekir. Zerdüştler, bunun için şehirlerin dışında Dakhme – Sessizlik Kulesi isimli büyük kuleler kurmuş ve ölülerini buraya bırakmışlardır. Bırakılan cesedin başında bir rahip bekler ve vahşi hayvanların ölen kişinin hangi gözünü daha önce yiyeceğini gözlerdi. Sağ gözün önce yenilmesi ruhun iyi bir geleceğe kavuşması, sol gözün önce yenilmesi ise ruhun azap görmesi anlamına gelirdi.

dakhme
Yezd’deki Sessizlik Kulesi

1960’lı yıllarda Zerdüştlerin Sessizlik Kulelerini kullanmaları yasaklanmıştır. Zerdüştler, artık ölülerini mezarlara gömmektedirler.

Dakhme’nin bulunduğu yer Yezd’in 2 km kadar dışındadır. Ulaşım için taksi tutabilirsiniz. Sessizlik Kulesi bölgesine geldiğinizde taksinin gidebildiği uzaklıktan sonrasını yüksek kuleye tırmanmak için yürümeniz gerekir. Tepeye ulaştığınızda güzel bir Yezd manzarası sizi bekler.

Yezd Sayfası

Sosyal Medya

910BeğenenlerBeğen
1,747TakipçilerTakip Et
189TakipçilerTakip Et
24,200AboneAbone Ol
- Reklam -

Kaçırmayın