Ana sayfa Tarih Kacar Dönemi Gülistan Sarayı

Gülistan Sarayı

38
0

Bu sa­ray, Sa­fe­vi dö­ne­min­de yapılmıştır. Şah Ab­bas, bi­na­nın ku­zey ta­ra­fı­na Teh­mas­bi Hi­sa­rı­nı, dört ba­ğı ve çı­nar­lı­ğı yaptırmış, son­ra­ları bu yapıların et­ra­fı­na yük­sek bir du­var çekilmiştir. Daha sonra Kacarlar döneminde saray yeniden elden geçirilmiş, bundan sonra Kacar dönemi sarayları arasında sayılmıştır.

Bazaar bölgesinden buraya yürüyerek ulaşabilirsiniz. Gülistan Sarayı’nın girişinde gezeceğiniz bölüm sayısına göre bilet almanız gerekir. Bu bölümlerin ücretlerine ek olarak 15 bin Tümen sarayı giriş ücreti olarak alınıyor.

Mermer Taht Salonu: Girişteki uzunlamasına yer alan havuzu geçtiğinizde tam karşınızda Mermer yapılı taht salonunu göreceksiniz. Salonun hemen girişinde iki büyük mermer sütun var. Bunlar Kacar sultanı Aga Muhammed Han tarafından Şiraz’da Zend sultanı Kerim Hanın sarayından sökülerek buraya getirilmiş. Salondaki Mermer taht görülecek en önemli objedir. Bu tahtı oluşturan sütunlardaki 65 insan figürü dikkati çekiyor. Bunlar Yezd bölgesinden getirilmiş ve sarı renkli kaymaktaşından yapılmıştır.

Kerim Han’ın Halveti: Büyük mermer tahtın sağ tarafındaki köşeyi geçin, hemen solunuzdaki platform üzerinde bir başka mermer taht göreceksiniz. 1759 yılında yapılmış olan bu tahtın bulunduğu yerde önceleri küçük bir havuz varmış. Kacar hanedanından Nasirüddin Şah’ın en sevdiği yer burasıymış. Tahtın bazı süslemeleri Nasırüddin Şah döneminden kalmadır.

Nigar Hane: Sarayın sanat galerisi bölümü. Burada Kacar dönemine ait çeşitli tablolar yer alıyor. Nasiruddin Şah ve Fetih Ali Şah gibi sultanların tablolarında takılı olarak görülen taç ve takıların örijinalleri Tahran Mücevher Müzesinde sergilenmektedir.

Bu bölümdeki iki tabloda, bir Azeri ve bir Türk kadının günlük giysileri gösterilmiş. Anadolu kadın giyim tarzının İran’daki ilginç bir yansıması.

Havuz Hane: Bu bölümde bazı yabancı kralların ve devlet büyüklerinin Kacarlara gönderdikleri bazı hediyeler sergileniyor.

Sal­ta­nat Ko­na­ğı (Özel Müze) : Bahçedeki bu bina, Hü­kü­met Ko­na­ğı olarak yapılmıştı. Sa­fe­vi dö­ne­mi­nin so­nu­na doğ­ru Tah­ran’daki Sa­fe­vi Şah­la­rı­nın ika­met yeri olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu binadaki çeşitli bölümleri görmek için giriş katında ayakkabılarınızı çıkartıp galoş giymeniz gerekiyor. Üst kata çıkarken aynalarla süslenmiş ortam, bir saraya girdiğinizi haber veriyor.

Üst katta soldaki salon, İngilizce – Farsça karışımı bir ismi olan İmaret-i Brilian (Billur Salonu) adındadır. Buradaki ayna işlemeleri İran’ın en yetenekli sanatçıları tarafından yapılmıştır, kesme ve kristal aynalarla elde edilen süslemeler ve ışık oyunları mükemmeldir. Salondaki büyük avizeler ve taban halıları da birinci sınıftır.

Yandaki salon, Talar-e Adj ismindedir. Fildişi salonu diye bilinen bu salon kraliyet ai­le­si­nin ak­şam ye­mekleri­ni yedikleri yerdi.

Ta­lar-e Se­lam: Se­lam Sa­lo­nu, sa­ra­ya ge­len ya­ban­cı zi­ya­ret­çi­le­ri ağır­la­ma ye­ri ola­rak kul­la­nıl­mak­tay­dı. Na­dir Şah’ın Hin­dis­tan’dan ge­tir­di­ği ün­lü “Ta­vus Kuş­lu Taht” bu sa­lon­da du­ru­yor­du. Na­si­rud­din Şah za­ma­nın­da bu sa­lon­da İran Kral­lı­ğı­nın sa­hip ol­du­ğu de­ğer­li taş­lar ha­zi­ne­si de bu sa­lon­da du­rur ve ge­len zi­ya­ret­çi­le­re gösterilirdi. Bu mü­cev­her­ler şim­di İran Mü­cev­her Mü­ze­si’nde sergilenmektedir. Salonun içinde kırmızı halıdan dışarı çıkmamak şartıyla dolaşabilirsiniz. Salonun tam karşısında Kacar Hanlarından Nasiruddin Şah’ın balmumu heykeli capcanlı bir şekilde duruyor. Burada fotoğraf çekmek yasak, ama görevliye rica ederseniz bir tek poz için size izin verebiliyor.

Müze-ye Makhsus: Burada eski sultanlar döneminden kalan çok özel eşyalar sergileniyor. Bunlar arasında Şah İsmail’in miğferi, Nadir Şah’ın oku ve yayı, Fetih Ali Şah’ın pazubendi, Ağa Muhammed Han’ın tacı ve Kacar döneminden kalan mühürler sayılabilir.

Şems-ül İmaret: Gülistan Sarayı’ndaki en yüksek yapı burasıdır. Nasiruddin Şah, Avrupa’daki yüksek binaları taklit etmek için burada yüksek bir yapı kurulmasını istemişti. Şah, binanın en üstüne çıkarak Tahran manzarasını seyretmekten zevk alırmış.
Yapı, 1685’te yapılmaya başlanıp iki sene içinde tamamlanmış. İçindeki çini işlemeleri, ahşap oyma işleriyle süslü pencereleri ve birinci sınıf mobilyaları ile zamanının en görkemli saraylarından birisi olmuş.

Talar-e Almas adı Türkçeye “Elmas Salonu” diye çevrilebilir. Salonun içindeki ayna işlemeleri o kadar mükemmeldir ki sarayda hiç elmas bulunmadığı halde, elmas kadar değerli olduğunu belirtmek için bu isim koyulmuştur. Buradaki vitray çalışmaları ve vitrayların yarattığı renk oyunları da çok güzel ve etkileyicidir.

İmaret Badgir: Gülistan sarayında 4 tane Badgir (Badgirin açıklaması için Yezd bölümüne bakın) ile serinletilen bir bölüm olduğunu da ekleyelim. Badgirler günümüzde işler durumda değil, ama üzerindeki çini kaplamalar güzel. Ortadaki salonun 2 cephesi ayna, 2 cephesi vitray kaplamasıyla çok ilginçtir. Salondaki burgulu sütunların üzerindeki işlemeler bile çok güzel.

Kah-ı Abeyaz: Osmanlı Sultanı Abdülhamit, Nasiruddin Şah’a pekçok hediyeler göndermiş; bunlar o kadar fazlaymış ki bunlar için özel bir koruma yeri yapılması gerekmiş, bu bölüm onun için inşa edilmiş. Binanın dışı beyaz olduğu için Beyaz Kale anlamındaki bu ismi vermişler. Günümüzde sadece çeşitli folklorik giysiler, halılar sergileniyor. Sarayın bu bölümü ziyarete her zaman açık olmuyor.

Etnik Müze : Bu bölümde İrandaki değişik etnik grupların hayat tarzları ve giyimlerini canlandıran çeşitli balmumu heykelleri sergileniyor.

Tahran Sayfası