Ana sayfa İsfehan Mescid Jameh

Mescid Jameh

77
0

İsfehan’daki en eski eserlerden biridir. Caminin yapısında Selçuklu, Moğol ve Safevi mimari tarzları iç içe geçmiştir. Bu mimari özelliğiyle ve orijinalliğini korumuş olmasıyla Dünya Kültür Mirası listesine girmeye hak kazanmış bir şaheseridir.

Cami bölgesine girdiğinizde dev bir avlu sizi karşılar, 20 bin m2lik bu avlu tüm İran’daki en büyük cami avlusudur.

Caminin bulunduğu bu yerde eskiden bir Zerdüşt tapınağının var olduğu düşünülüyor. Daha sonra İslamın gelişiyle bu tapınak camiye dönüştürülmüş. Ana avludaki iki eyvanın birer ucunda bulunan kubbeli yapılar 11. yüzyılda Selçuklular tarafından yapılmış. Bu kubbelerin birisi “Nizam-ül Mülk Kubbesi” ikincisi ise “Tac-ül Mülk Kubbesi’dir.” Bu yapılar, yangında zarar gördükten sonra 1121’de yeniden yapılmış. Daha sonra, bölgeyi ele geçiren çeşitli güçler de kendi mimari anlayışlarıyla çeşitli ekler yapmışlar.

Her iki kubbenin de içi muhteşem “stuco” işiyle bezelidir. Stuco işi, toprağın çamurlaştırılıp sıvanması ve sonra el ile şekil verilip kurutulmasıyla elde edilir. Yapısı gereği çok da dayanıklı olmayan bu teknikle yapılmış olan kubbe içi süslemelerin bin yıla yakın süredir bozulmadan kalmış olması da ilginçtir.

Avlunun dört tarafını çevreleyen dört eyvanın herbiri ötekinden farklıdır ve kendi döneminin özelliklerini yansıtır.

Güney Eyvanı : İçlerinden en ihtişamlısıdır, Moğol dönemi mimari özelliklerine sahiptir, üzerindeki mozaikler 15. yüzyıldan kalmadır ve eyvanın iki yanında İran tipi iki minare bulunur.

Kuzey Eyvanı : Selçuklu dönemine aittir ve üzerindeki yazılar Kufi tarzıyla yazılmış bir hat sanatıdır.

Batı Eyvanı : Selçuklular zamanında yapılmış ama daha sonra Safeviler tarafından elden geçirilmiştir.

Camideki ilginç bölümlerden birisi Sultan Olcayto’nun odasıdır. Burası 14. yüzyıldan günümüze kadar kalmış bir bölümdür. Burada ahşap bir minber, taş üzerine Kufi yazısıyla ince ince işlenmiş surelerden oluşan bir mihrap ve başka bir ahşap minber daha vardır.

Buradan aşağıya doğru birkaç basamak inen merdivenlerden geçerek “Kışlık Namaz Salonu”na gelirsiniz. Bu salonun mimarisi “Yurt” denilen Türkmen çadırlarına benzetilerek yapılmıştır. Duvarlarının kalınlığı 1.5 metre olduğu için soğuğu ve sıcağı yalıtır. Mekanın tepesindeki küçük delikten aydınlanma sağlanmaktadır. Buraya girdiğinizde duvardaki panodan elektrik ışığını kapatın ve bu bölümün 14. yüzyıldaki orijinal halini mutlaka hayal edin. Yerin altında olduğu için son derece sessiz ve dışarıdan izole edilmiş salonun mistik bir hali var. Çok etkileneceksiniz.

Yurt şeklindeki Namaz salonu

İsfehan Sayfası