Ana sayfa Dini İnanışlar Alevilik Alevilik

Alevilik

71
0

ETNİK TEMEL AÇISINDAN ALEVİLİK

Türkiye’deki bütün 12 İmamlı Gali Şiilere “Alevî” dendiği gibi İranda da etnik kökenleri ne olursa olsun bütün 12 İmamlı Gali Şiileri “Ehlihak” adı altında birleştirme eğilimi vardır. Biz sitemizde Türkiye’deki 12 İmamlılarla (Alevilikle) karıştırılmaması için Gali Şiilik veya Ehlihak inancı ismini kullanacağız.

12 İmamlı Gali Şiiliğin Türkî ve İranî kolları arasında çok belirgin olan farklar şunlardır:

– Türki (Azeri) kolda Hz. Ali merkezi bir rol oynuyorsa da İrani (Kürt, Lek, Guran vs.) kolda Hz. Ali çok sevildiği halde merkezi bir şahsiyet değildir.

– Türki kol Panteizm, Vahdet-i Vücut, Hurufilik, Ahilik gibi felsefeleri sentezleyebilmiş ve önemli bir literatür geliştirebilmiştir (Nesimî, Şah İsmail, Fuzulî gibi). İrani kol ise daha çok dervişlik, mistik düşünceler ve tasavvuf tarikatları düzeyinde kalmış ve dinî – ebedî konularda fazlaca eser yaratamamıştır.

– Türki kol, tarih boyunca sosyal başkaldırıların ve demokratik hareketlerin önderi olmuştur (Hurremîlik, Hurufîlik, Kızılbaşlık vs. gibi). Zamanla Karakoyunlu, Safevi ve bir ölçüde Afşar, Kacar Devletlerini kurarak devlet geleneğine ulaşmıştır. İrani kol ise dervişlik ve sofuluk düşüncelerini ancak yerel düzeyde sürdürebilmiştir.

– “Kadına bakış” açısından Türki kolda kadın – erkek hemen hemen aynı eşit statüye sahiptir, kadınlar dinî törenlere katılabilir, türban takmaz, çok eşlilik yoktur. İrani kolda ise kadınlar dinî törenlere giremez, türban takmak zorundadır ve çok eşlilik vardır.

İmamilerin Ehlihak inancına karşı davranışları :

Ilımlı Şiiler (Caferîler ve Zeydîler), Alevi ve İsmailîleri Şii olarak kabul etmezler. Fakat Aleviler kendilerini Caferî sayarlar. Bunun nedeni şudur : Kızılbaşlar Ramazan ayında oruç tutmaz, sadece Muharrem ayının ilk 12 günü oruç tutarlar. Bunu da Sunniler gibi değil Caferiler gibi tutarlar. Namazları da 5 vakit değil, Caferîler gibi 3 vakittir.

Azeri – Safevi sultan Şah Abbas döneminde Kızılbaşlara büyük darbe indirilmişti. Hükümet, sofuları başkent olan İsfehandan sürdü, ve zikir halkalarını yasakladı. Hatta tasavvufun izlerini silmek için halkın “yahu” demesini bile yasakladı. (“Yahu” = “ya hu” tasavvufta “ben” “im” demektir ve “ben Allah’ım” deyişiyle aynı anlama gelmektedir.) O dönemden sonra dini yapı Kızılbaşlığın aleyhine ve Caferîliğin lehine değişim göstermiştir. 17. yüzyılda bütün Azeriler Kızılbaş – Bektaşi inancına sahipken bu oranın günümüzde % 10 – 20’lere düştüğü sanılmaktadır.

16. yüzyılda Kızılbaş soyluları Safevi devletine hakim durumdaydı. Şah İsmail’in iktidara gelmesine yardımcı olan 32 Kızılbaş aşireti devlette egemen soylular durumundaydı. Ancak daha sonra gelen Azeri sultan Şah Abbas, bu egemenliği kırmak için başka bir aşiret grubu olan “Şahseven”ler birliğini oluşturdu. Şah’ın isteği üzerine Anadolu’dan birçok Alevi, Kızılbaş zannettikleri Şah’a ulaşmak için İran’a göç etmişti.

“Açılsın kapılar Şah’a gidelim
Yıkılsın zindanlar Şah’a gidelim”

deyişi bundandır.

Günümüzde Şahsevenler, Kızılbaşlığı devam ettiren ender Azeri boylarındandır.

Ana Sayfa