Ana sayfa Halklar Azeriler Turkiler / Azeriler

Turkiler / Azeriler

11
0

TÜR­Kİ­LER
İran’da Fars­lar­dan son­ra en ka­la­ba­lık halk olan Aze­ri­ler, ta­rih­te bir­çok farklı isimle anıl­mış­tır: Ta­tar, Oğuz, Türk­men, Azer­bay­can­lı, İran­lı, Acem, Kı­zıl­baş, Şah­se­ven, İnal­lı, Af­şar, Ka­car vs. gi­bi.
Kı­zıl­baş­lık, ön­ce bir mez­hep ola­rak or­ta­ya çık­mış; 12 İmam­lı Şi­i­li­ğin “Mu­ta­sav­vı­fa” ko­lu­nun Tür­ki da­lı­na ve­ri­len isim ol­muş, da­ha son­ra bu mez­he­be bağ­lı aşi­ret­le­re “Kı­zıl­baş” den­me­ye baş­lan­mış­tır. Bu Tür­ki aşi­ret­le­rin Azer­bay­can’da Sa­fe­vi dev­le­ti­ni kur­ma­sı ve Aze­ri hal­kı­nın ta­ma­mı­nın bu mez­he­be gir­me­si ile za­man­la tüm Aze­ri hal­kı­na “Kı­zıl­baş”, Aze­ri­ce­ye “Kı­zıl­baş Tür­ki­si“, Azer­bay­can’a “Kı­zıl­baş Ül­ke­si”, kur­duk­la­rı dev­lete de “Kı­zıl­baş Dev­le­ti” den­miş­tir.
İran nü­fu­su­nun yak­la­şık üç­te bi­ri Tür­ki halk­lar­dan oluş­mak­ta­dır. Tür­ki­ye’den son­ra en faz­la Tür­ki di­li ko­nu­şan nü­fu­sa sa­hip olan ül­ke İran’dır.
Tür­ki top­lu­luk­lar, İran coğ­raf­ya­sı­na 2. yüz­yıl­dan iti­ba­ren gel­me­ye baş­la­mış­lar­sa da göç­le­rin en yo­ğu­nu 11. yüz­yıl­da ya­şan­mış­tır. Oğuz Boy­la­rı Türk­me­nis­tan, İran, Azer­bay­can, Irak, Su­ri­ye ve Ana­do­lu’ya gel­miş ve za­man­la “Türk­men” is­mi­ni al­mış­lar­dır. Dünyada Türki halklar içinde nüfusu en çok olan ikinci grup Azeriler ve üçüncü grup ise Özbeklerdir.
Azer­bay­can’ın is­mi bir söy­len­ti­ye gö­re “ateş­ler yur­du” an­la­mı­na ge­len Aze­ra­ba­de­gan’dan gel­ir. Azer­bay­can’da çok sa­yı­da Ateş­ge­de ka­lın­tı­sı­nın bu­lun­ma­sı, bu­ra­lar­da Zer­düşt di­ni­nin yay­gın ol­du­ğu­nu ve Aze­ra­ba­de­gan is­mi­nin ne­den kul­la­nıl­dı­ğı­nı gös­ter­mek­te­dir.
643’te Arap­la­rın gel­me­siy­le böl­ge­de Müs­lü­man­lık ya­yıl­ma­ya baş­la­mış­tır. 12. yüz­yıl­da Sel­çukluların eli­ne ge­çen Azer­bay­can, sü­rek­li ola­rak Tür­ki göç­ler al­tın­da kal­mış ve so­nun­da ta­ma­men Türk­leş­miş­tir.
Azerbaycan, 1526 yı­lın­da Mo­ğol hü­küm­da­rı Hü­la­gü Ha­nın eli­ne geç­miş, da­ha son­ra 16. yüz­yıl­da Şah İs­ma­il, ta­rih­te gö­rü­len en bü­yük Aze­ri dev­le­ti olan Sa­fe­vi dev­le­ti­ni kur­muş­tur. Şah İs­ma­i­l’in Ya­vuz Sul­tan Se­li­m’e ye­nil­me­siy­le böl­ge, yo­ğun Os­man­lı akın­la­rı­na uğ­ra­mış ve bel­ki de bu ne­den­le ge­ri kal­mış­tır.
1828de Çar­lık Rus­ya­sı’nın Gü­ney Kaf­kas­ya’ya doğru iler­le­me­si ile Azer­bay­can’ın ku­zey bö­lü­mü Rus­ya top­rak­la­rı­na ka­tıl­dı. 1925’te Ka­car dev­le­ti­nin yı­kı­lı­şıy­la Azer­bay­can böl­ge­si İran’ın bir eya­le­ti ol­muş­tur.
Azer­bay­can top­rak­la­rı, bol ya­ğış al­ma­sı ne­de­niy­le İran’ın en ve­rim­li ta­rım alan­la­rı­nı oluş­tu­rur. Bu­ra­sı ay­nı za­man­da ül­ke­nin hay­van­cı­lık mer­ke­zi­dir. İk­li­mi yu­mu­şak ve nem­li­dir. Sı­cak­lık ya­zın 20 kı­şın 10 de­re­ce ci­va­rın­da­dır.
Dil: Aze­ri di­li, Tür­ki dil­le­rin Gü­ney­ba­tı Oğuz gru­bu­na da­hil­dir. Tür­ki­ye Türk­çe­si ile Aze­ri Türk­çe­si ay­nı di­lin iki farklı leh­çe­sidir. Aze­ri di­li, Türk­men­ce ve Ga­ga­vuz­ca ile ak­ra­ba­dır; ay­rı­ca Öz­bek, No­gay ve Ku­muk dil­le­ri ile ba­zı or­tak özel­lik­le­re de sa­hip­tir. Aze­ri­ dilinin atası sayılan Eski Azeri dilinin M.S. 12 – 13. yüz­yıl­lar ara­sın­da ortaya çıktığı sa­nıl­mak­ta­dır. Bu di­lin olu­şu­mun­da Oğuz­ca, Kıp­çak­ça ve Uy­gur­ca ile Moğol, Ta­ti ve baş­ka ye­rel dil­le­rin et­ki­si ol­muş­tur.
Aze­ri di­li, bu böl­ge­de her za­man ha­ki­mi­ye­ti­ni sür­dür­müş­tür. Irak’ta­ki Türk­men­le­rin ko­nuş­tu­ğu dil, Türk­men­ce ola­rak isim­len­di­ril­se bi­le as­lın­da Aze­ri­ce­dir. Af­ga­nis­tan’­da Ka­bil ve He­rat ci­va­rın­da ya­şa­yan Af­şar­lar, Aze­ri­ce­nin Ur­mi­ye ağ­zın­a uygun olarak ko­nuş­mak­tadırlar.
Tebriz, Sa­fe­vi dev­le­ti­nin baş­ken­ti ol­duk­tan son­ra böl­ge, bir çe­kim mer­ke­zi ha­li­ne gel­di. Aze­ri­ce; sa­ray, or­du ve bü­rok­ra­si­de yay­gın ola­rak kul­la­nıl­ma­ya baş­lan­dı ve çok sa­yı­da Aze­ri­ce söz­cük Fars­ça­ya gir­di. Aze­ri Ede­bi­ya­tı ve şi­ir da­lın­da “koş­ma” tü­rü bu dö­nem­de çok ge­liş­ti. Bu tür, Kı­zıl­baş – Bek­ta­şi di­ni – ta­ri­kat ede­bi­ya­tı­nın te­mel tür­le­rin­den sa­yı­lır.
Aze­ri di­li­nin en bü­yük oza­nı, hiç kuş­ku­suz Fu­zu­lî’dir. Fu­zu­lî, et­nik ola­rak Aze­ri – Ba­yat bo­yun­dandır. Mez­hep ola­rak da 12 imam­lı “Vah­det-ül Vü­cut”çu­dur.
17. ve 19. yüz­yıl­lar ara­sın­da en yük­sek dö­ne­mi­ni ya­şa­yan Aze­ri­ce; İran, Kaf­kas­ya ve Do­ğu Ana­do­lu halk­la­rı açı­sın­dan te­mel dil özel­li­ği­ne sa­hiptir. Aze­ri di­lin­de ilk ga­ze­te 1832’de ve ilk ki­tap 1820’de Teb­riz’de ya­yım­lan­mış­tır. Ses ve saz­la bir­lik­te ic­ra edi­len halk des­tan­la­rı bu dö­nem­de öne çık­mış­tır. Bu des­tan­lar, gö­çe­be ve Kı­zıl­baş âşık­la­rın an­lat­tık­la­rı De­de Kor­kut, Kö­roğ­lu, Ke­rem ile As­lı, Ar­zu ile Kam­ber hi­kaye­le­rin­den oluş­mak­ta­dır. Destanlarda Ne­si­mî ve Fu­zu­lî gi­bi Aze­ri ozan­la­rın şi­ir­le­ri de söy­le­nir.
1922’de Bol­şe­vik­le­rin yar­dı­mı ile Aze­ri­ler, Arap alfabesinden La­tin harf­le­ri­ne geç­me de­ne­me­si yap­mış­, ama ba­şa­rı­lı ola­ma­mış­lar­dır. Aze­ri di­li, bu­gün Arap alfabesiyle ya­zı­lı­yor.
Gü­nü­müz Aze­ri ede­bi­ya­tın­da ün­lü Hey­der Ba­ba şi­i­riy­le Şeh­ri­yar önem­li bir yer tu­tar. Aze­ri kültüründe şi­i­rin ne ka­dar önem­li ol­du­ğu­nun bir gös­ter­ge­si Teb­riz’de bir Şa­ir­ler Me­zar­lı­ğının ve Şa­ir­ler Anı­tı­nın varlığıdır.
Aze­ri di­lin­de ya­zan üç bü­yük şa­ir­den ikisi, Fu­zu­li ve Ne­si­mi, et­nik ola­rak Aze­ri, inanç ola­rak Şii’dir Üçün­cüsü ise Öz­bek kö­ken­li şa­ir Ali Şir Ne­va­î’dir.
Ana­do­lu Ale­vi­li­ği­’nin ba­zı önem­li isim­le­ri Aze­ri kö­ken­li­ ve Iran coğrafyası doğumludur: Ha­cı Bek­taş Ve­li (Ni­şa­bur), Pir Sul­tan Ab­dal (Hoy), Şem­si Teb­ri­zi (Ahi Ev­ran – Hoy), Hü­sa­met­tin Çe­le­bi (Ur­mi­ye).

Ana Sayfa

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here